Dirençlilik - Zorlukları Yenme Gücü (Resilience)


İngilizce'deki "resilience" kelimesinin Türkçe'de tam bir karşılığı olmasa da Türk vatandaşlarının karşılaştığı zorlukları ve zor durumlardan gerek standartlarını düşürerek yaşama kabiliyeti, gerek zora düşünce farklı ve kıvrak çözümler bulma becerisi gerekse köşeye sıkıştığında gerekirse saldırganlaşıp savaşmaya yatkınlığı ile zor durumdan çıkmayı başarması dolayısıyla dirençlilik ya da zorlukları yenme gücü olarak ele alınca yeterince açıklayıcı oluyor diye düşünüyorum. Tabi zorluklarla karşılaşmamızın çoğu zaman sebebi olan plansızlık, zorluklardan çıkışta da kendini gösteriyor.

Dirençlilik eğitimleri veren Adaptive Learning Systems'in başkanı ve CEO'su Dean Becker şöyle demiş: "Kimin başaracağını ve kimin başarısız olacağını eğitimden, deneyimden ve çalışmadan ziyade insanın dirençlilik düzeyi belirleyecektir. Bu kanserliler koğuşunda da geçerlidir, olimpiyatlarda da, yönetim kurulunun toplantı odasında da!" 1960'larda Norman Garmezy'nin yaptığı çalışmalardan başlayarak birçok araştırma insanların yaşadıklarının, kara mizah anlayışlarının, başkalarıyla bağ oluşturma becerilerinin, başkalarını kendine yardım etmeye ikna ve yönlendirme becerilerinin, ve atletik beceriler gibi kalıtsal olarak aktarılan bazı özelliklerin dirençliliğin temelini oluşturduğunu ve daha önemlisi dirençliliğin öğrenilebildiğini tespit etmiş bulunuyor. 2002 tarihli Dirençlilik Nasıl Çalışır isimli makalesinde Diane L. Coutu  araştırmaların dirençli insanların 3 özelliğe sahip olduklarını ortaya çıkardığından bahsediyor:
  • Gerçekliğin tereddütsüz kabulü
  • Kuvvetle inanılan değerlerle desteklenen yaşamın anlamlı olduğuna dair derin bir inanç
  • Elde olanlarla yetinme becerisi
  1. Gerçekliğin Tereddütsüz Kabulü
İlk tespit şudur ki sanılanın aksine iyimserlik gerçeklik duygusunu saptırabildiği için aslında  dirençliliğin temel bir elementi değil. Tersine "Esir kamplarından kimler kurtulamadı?" sorusuna Viet Cong'da esir düşüp işkence görmüş bir amiralin cevabı "İyimserler! Onlar Noel'de çıkacağımıza inanıyorlardı, sonra Paskalya'da, sonra Şükran Günü'nde, sonra yine Noel'de..." bize aslında öncelikle gerçeği kabullenmenin ve buna karşı daha önceden hazırlanmış ya da yeni hazırlayacağınız planlarınızı işletmenin çok daha önemli olduğunu gösteriyor. İlk iş kendimize "Durumun gerçekliğini anlıyor ve kabul ediyor muyum?" ya da "Kurumdaki herkes durumun gerçekliğini anlıyor ve kabulleniyor mu?" diye sormak olmalı. 

11 Eylül saldırılarında tüm acil durum tatbikatlarını Vietnam gazisi bir askerin önderliğiyle ciddiyetle uygulayan Morgan Stanley çalışanları binayı önceden planlandığı ve tatbikatla uygulandığı gibi boşaltarak çok az sayıda çalışanını kaybetmişti. Ülkemizde bugün en ciddi kurumlarda bile risk senaryoları, kriz planları maalesef "Kervan yolda düzelir." bağlamında irdeleniyor. Sonuçları ise büyük ölçüde fıtrat ile açıklıyoruz.
  1. Anlam, Misyon Kavrayışı
Birçok insan için kurban psikolojisi zorluklarla karşılaşıldığında ellerini yukarıya açarak ya da yüzüne kapayarak ortaya çıksa da dirençli insanlar yeni durumdan ders almaya, öğrenmeye kendileri ve çevrelerindekiler için mevcut ya da yeni tanımlayacakları misyonları çerçevesinde planlar kurgularlar. “Neden ben?” demek yerine “Neden ben olmayayım bu zorluğun altından kalkan!” derler. Bugünkü zor durumdan gelecekteki hayal ettikleri hedefe (vizyon) doğru bir yol çizer (strateji), bir köprü inşa ederler. Bu zor durumda onları varlık amaçları (misyon), ve tabi taviz vermeyecekleri değerleri ayakta tutar, güç verir.  
  1. Elde Olanlarla Yetinme Becerisi
Psikologların brikolaj olarak nitelendirdikleri elde olanlarla yetinme becerisi yaratıcılık, uygun ya da gerekli olduğu aşikar olan malzemeler, araçlar olmaksızın bir soruna çözüm uydurma becerisi olarak düşünülebilir diyor Diane L. Coutu. Toplama kamplarında buldukları tel parçalarını, metalleri, muhtemel kaçış planı ya da bir tamir aracı olarak gizlice toplayan esirleri örnek veriyor.

İnsanlar ve şirketler zor duruma düştüklerinde yeni çözümler getirmek için çabalayan, eldeki kaynakları kısıtlı da olsa yeniden yükselişe geçmek için kullanmaya çalışanlar dirençleri sayesinde kurtuluşun ya da yeniden doğuşun mimarları olabilirler. Dış şartlar her zaman zor oldu ve zor olmaya devam edecek ancak dirençli olmayı öğrenen insanlar ve kurumlar, gerçekliği kabul edip değerlerinden ödün vermeden ana misyonlarını dikkate alarak ve ellerinde olan kaynakları etkin ve verimli kullanarak yeni hedeflerine doğru yol alabilirler. Liderlerin sadece kendi dirençliliklerini değil kurumun ve çalışanların da dirençliliklerini artırmaları ve zor günleri ve riskleri düşünerek planlar yapmaları zor durumlarda yeniden toparlanmanın önşartı.

1992’de bir kasırganın ertesi günü UPS’in insanların kaçarak yerleştiği geçici yerlere, arabalarına teslimata başlaması örneği gibi ülkemizin en büyük LPG şirketinin 1999 yılındaki İzmit depreminden hemen sonra tüketicilere, takipçi depremlerden ve rafineri yangınından korunmak için gittikleri çadırlarda, dağlarda, köylerde hızlıca hizmet vermeye başlaması ticari bir başarıdan çok daha fazlası bir dirençlilik, değerlerle çerçevelenmiş bir misyon farkındalığı göstergesiydi kanaatimce. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Katz'ın 3 Yetkinlik Yaklaşımı

Akış Modeli

Karar Alma Tuzakları